Velhasıl Ve'l Asr (Toplama Albüm)

by Kiliseler ve Liseler

/
  • Streaming + Download

    Includes unlimited streaming via the free Bandcamp app, plus high-quality download in MP3, FLAC and more.

      $7 USD

     

1.
01:26
2.
01:48
3.
4.
02:47
5.
6.
02:15
7.
8.
01:50
9.

about

Mixtape

credits

released March 1, 2016

tags

license

all rights reserved
Track Name: Neciyiz
Uzaktan sevilesi köpekler
Ağlanılması gereken doğumlar
Hastaneler
Atılmak için beklenen kuyular
Ve şans diyebileceğimiz ihanetler
Ve tabi Allah'a kaçtığımız vakitlerimiz vardır

Bizler diriyiz ve fakat sıkıcı herifleriz
Hepsi hepsi mezarlıkta hayat arayan iki genciz
Biraz zarifsek biraz da agresifiz
Sakaların ellerine hamalların omuzlarına talibiz hey talibiz

İşleyin derimize güneşle ekinin sırdaşlığını
Mahallemiz katillerinin kurşun saçtığını
İki ömür kaç kalibre bak ibretle

Çünkü cerahati gördük keramet sahibi olduk
Türlü belagati duyduk ikamet tertibi olduk
Esaret denileni bildik cesareti bulduk
Uzun çöpü böldük çok çocuk doğurduk

Hazzımız: acı
Bekleriz kaçık
Sırrımız yok
Tutunmamaya çalış
Güleriz bazı
Bazı güzeliz
Dilimizde sızılı mani
Okuruz tabi

Anladık Rabbim.
Tarih tekerrürden.
Felek de bu yüzden
Çember ya zaten.
Track Name: Com Back
Com back, sevgilim – Biri beni vurdu
Bunlar benim Lian'ı seri denemelerim
Ölüyorum ya da tanrılaşıyorum diyebilirim
Ben hâlâ Papa XVI. Benedictus'a dua ederim

Com back, sevgilim – Başımın arkasından vuruldum
Aubrey ile Kiko bize benzeyerek geçinsin
Kanım pıhtılaşmıyor – Sen Michelangelo'nun ayrıntılarısın
Merhaba Bayan Dünya, ben sizin asfaltlarınıza kefilim

Hörry up, sevgilim – Kanıyorum ensemden
Vücut ısım düşüyor bunu bir aksiyon filminde seyretmiştim
Ben ben sana sana ah güzel şeyler verdim
Ve senin de içine bir evet koymuşlardır

Bir köpek gibiydin harika ve tüm uyuyuşunu ezberlerdim
Ah ne kutsal görevdir yorulmak bir kedi için
(O kadar narinsin ki, sim terlersin
Lezbiyenler yumuşacıktır, sen de öylesin)

Com back, sevgilim - Kurtul külotlu çoraplarından
Ambulansları kana boyadım, bunlar büyük düşünceler
Ve bunlara sahip olmadığına sevindim
Birden hatırladım, ben bir boşluğa sahibim

Com back, sevgilim - Saat on ikiyi geçti.
Ve sen Sokrates'in mozaik sakallarısın
Orijinim sabit değil ve ölümü çözemiyorum
Ne de hoşnutsuz hücreler çıkıyor basiretimden

Ve anabaşlığın detayları yüzümden düşüyor
Track Name: Dost, Delilik, Yalnızlık ve Emek
Başaramamak başarmaktan esasen önemlidir
Ortada bir yanlış varsa başaramamak gereklidir
Aşamaz dağları kaybolmayan gezgin
Taşamaz yağmuru almayan nehir
Aşk mı lazım? Para mı, tevazu mu?
Şan mı, makam mı, yaş mı, kan mı?
Git ve kal mı? Hisset ve duy mu?
Sesimizdeki çatlaktan sark da, hele bir gör bir
Hayallerine ulaştığında anlayacaksın ki azizim
Zannettiğin gibi değişmeyecek esasen hayatın
Bir takım düşünceler, bir takım boşluk
Bir takım bir takım daha diyebileceğin yokluk
Boşver tüm bunları, dünya dönecek gene
Güya gelecek, sen üzme bir kendini boş yere
Denemek var çok kere diyecek birkaç kene
Hiçbiri anlamayacak nedir sana zor gelen

NAKARAT
Bir dostum var benim,
Bir de bitmeyen şu deliliğim,
Yalnızlığım, el emeğim
İstemem, değmesin kimseler
Track Name: Yaşamak Sus
Hiç kimseler aramasın bulmasın sormasın beni bu vakitten sonra
Neslim tükendi ve ben hala hey ki hey diyerekten
çok gizli bir yalnızlığın peşindeyim
Ve onun dehşetli katlanılmızlığında kendime güç bela yer ettim, ayrılmam oradan
Orada çoktan zehir zemberek zamklandı çiğ etim
Mekandan izafetim zamandan habersiz
O yüzden ziyadesiyle umrumda değil
davet ettiğiniz o eşsiz cafcaflı dünya ziyafeti
Zaten kıyafetim uygun, sesim kabul, nutkum ve düşüm hazır değil henüz
İsterseniz yutkunup üzülürüz yapmacıktan tabii, işte üzgünüz
Tabii ki elinizdeki çatala ve bıçağa
İnkar idrak ikrar ikram: pas ve sağnak
Ama yine de;
Vay ki bir sağsak ihanetin gizlice tesir ettiği şu zavallı çağa
Aş sundukça artan şişen azan doymaz açlığa
ve her ikisine birden kombilenip yakıştırılmış çıplaklığa
tahammülüm yetmez, yer etmez bunlar mabadıma

Tabii ki bir bildiğim var
Korkup kaçar mıydı Pollyanna’lar öyle olmasa?
Öyle olmasa bu kaçışın peydah ettiği cılız rüzgarla söner miydi hiç
bin yıldır yanıp duran mum?
Karanlıklar umum, yine de boşa harcanmadı soluğum
Üf, dedim, delinmiş dağlara gerdiğim derime, üf, üf be...
Ve dünya devinip dönerek ay hizaya gelene dek üfleyip durdum.
Yani, avucumda duran tuz, öyle durmasın diye kabuğunu soydum yaramın

İş bu ya;
Bütün aydınlık iyi ve güzel olan bize mahsus parya
Karanlık ve ona eş sünepe bir ışık düştü payımızaysa
Kabul etmiyorum, demek haddimize mi?
Bütün denilen o şey; şehvet, haset, nispet ve böylece birkaç et’ler sınıfı değil de nedir
Güvenmek göğermenin öncesi iyi de kimin iyisi iyi bu iyi
Nerede orası
Bunu bilse tüm suskun seyyahlar duracaklardı
Durup öyle susacaklardı,
ve ben de dünya kaçıncı yüzyılındaysa işte o yaşta
genç bir şair olabilmek için belki şöyle diyecektim:
“Onlar sustular
Kıyas hiçe sayar değeri çünkü, kısas eşitliği sağlar.“
Hadi, sağlayalım:
Kurtar beni ey ölüm şu gömülü olduğum ömürden
Track Name: Rodrigues, onun saçları evimin perdesi
NAKARAT
Kristallerim mermerlerimi çiziyor artık
Zamansız Rodrigues ve zamansız ben!
Tutunduğum otobüs direkleri başkasının çıkıyor
Yine bol miktarda kağıt boşanıyor şu dağın tepesinden

Rodrigues, onun saçları evimin perdesi
Gözden akan yaş değil de burundan akanı canımı sıkıyor
Rodrigues, kedilerin kulakları ne kadar da komiktir
Rodrigues beni yine çenemden yakala

v1
İşte faks makineme bir kağıt daha sıkışıyor
Kahretsin ben böyle şeylere hep zarar veririm
Fakat onun narin kuvvetinden kağıtlarıma zarar gelmez
Ve insan haddini kendi kendine bildirir

Aşık olmak şimdilerde meşhur ve meşrudur
Üstelik onla birlikte bir evden çok uzaktaysak
Onun dizlerindeki küçük taşları ben toplarım
Buna karşılık arada beni yoklar
Ah tanrım

Ben bazen kahpe dünya! diye bağırırım
Rodrigues ise: fuck the world!
Fakat bu söylediklerim sizi yanıltmasın
O bazen parmakuçlarıyla üst raflara dadanır

İnce bilekleri, göbeği ve koltuk altı
İşte ancak o zaman onun gerçek yüzünü görebilirsiniz
Cehennemde ateş olacağını sanmıyorum,
daha ziyade nem sıkıntı yaratacaktır

İnsanların sadece %100'ü filtrumlarını yalayabilir
Fakat bu en çok Rodrigues'e yakışır
Bak bu bilgi ansiklopedilerden değil
Bizim çıplaktır atlarımız, Rodrigues'le!

Saç ve püsküllerimizdir esas kıyafetlerimiz
Milenyumlardır söndürülemeyen bir yangındır galaksimiz
Ah tanrım

Kalçalarımıza kadar otlara batarız
Zamansız Rodrigues ve zamansız ben
Birbirimizin organlarını sayarız
Kameramız da denizdeki dalgaları saymaktadır zaten

Yine bol miktarda kağıt boşanıyor şu dağın tepesinden
Rodrigues, onun topukları en pembe tanrımız
O halde toynağından öpsün seni Rabbim,
düşün ki kaç adım geri düşecek yazgımız?

NAKARAT
Kristallerim mermerlerimi çiziyor artık
Zamansız Rodrigues ve zamansız ben!
Tutunduğum otobüs direkleri başkasının çıkıyor
Yine bol miktarda kağıt boşanıyor şu dağın tepesinden

Rodrigues, onun saçları evimin perdesi
Gözden akan yaş değil de burundan akanı canımı sıkıyor
Rodrigues, kedilerin kulakları ne kadar da komiktir
Rodrigues beni yine çenemden yakala
Track Name: Deneme
Mütemadiyen ağlamaklı
üstüste dizilmiş günlerin almaz aklı
Burada da kalmasak mı, der ayakları ve
Hiçbir yere sığamaz artık,
Tadamaz artık,
Duyamaz artık,
Göremez artık,
Aynaya bakar ve düşünür: "Başaramadık, artık yaşamasak mı?"

Elde kırık, yalnız bir umut
Hayatın ucunda hor görülmüş bir ruh gibi tek ve buruk
Dudaklar kan ve bükük
Kapalı perdeler ardında soğuk gözler sönük, görünmez ufuk
Gün biter mi başlar mı bilinmez böyle donuk düşler kurup

Renksiz ise gülüp ağlamak
Bir gülü kendi dikeniyle dağlamaktan farksızdır.
Özgür olmak başkası değildir hapis olmaktan
Yalnızca kendini değil, saçları da ağartır artık tan
Ve dökülür dudaklardan bir şiir çöplükteki bu artıktan.

Esir alamazsın beni sen, yalnız bir insan teslim olur
Azâd edemezsin beni sen, yalnız bir insan firar olur
İdam edemezsin beni sen, yalnız bir insan intihar olur
Terk edemezsin beni sen, yalnız bir insan şair olur.
Track Name: Bir Peygamber Öyküsü
Düştüm, oracıkta kurdum bir yol (yol, yol, yol...)
Baktım bir de, hayatım çalınmış attığım her adımda
Bıraktım kendimi, bu korkunç bir rol (rol, rol, rol...)
Yaralarımı yurt edindim, kanadım çok derinden
Yuva nedir bilmedim ben, yine de korkutamadı kimse beni
Ellerimden geçip giden serzenişlere yenilmedim ben (ben, ben, ben....)
Durup düşündüm neredeyim diye, yaramla onayladım kendimi
Fakat niyeyse yanımda olmadın hiç (hiç, hiç, hiç...)
Durduğum yerin değerini böyle eşitlerim dedim kendi kendime
peşimde birkaç tanrı var, anlıyorum öfkenizden
Avladığım cüsseler için mühimmatı ellerinizle
Siz verdiniz bana, şahit olsun herbir hücrem
Tek nefeste içime çektiğim okyanusu aynı hızla kustum yüzlerinize
Geçti işte beklediğiniz çağın gölgesi üzerinizden
Şimdiki bahaneniz ne olacak diye düşünmekteyim rezil herifler
Benden bir adım öndesiniz sanmayın, biliyorum, ses sizinle
har sizinle, neşe sizinle, fakat unutmayın ki hâlâ göt cebimde
Sessizlik, karanlık ve ciddiyet var, görmeliydiniz (gör, gör, gör...)
Çok derinden dinlemekteyim dünyanın acelesini, o da benimle (o da benimle)
Her yerimde hissedebiliyorum bu duyduğum her ne haltsa
Şimdi hikâyemi anlatmalıyım sanırım, pek merak da etmiyorsunuzdur biliyorum
Önce yazdım aklımdakileri, tabii kimse takmadı bu durumu, olur mu, durdum
Ben de haykırdım işte inzal edileni, tek nefeste
İşte o zaman düştüler peşime benim, ben de devam ettim
Haykırmaya, gelmedim hiç oyunlara, kalkıp tepeye kaçtım
Önce suda ilerledim fakat tekne battı, sonra her ne varsa onu yiyerek beslendim
Şükrettim Allah'a, ve uzun yıllar böyle geçti
Yıllardır bir yuvam dahi olmadı, yerde yattım
Onlar da vazgeçmediler, dediler ki tövbe etsin
Yine de onu yakacağız ve delik deşik edeceğiz her yerinden
Şimdi bilmiyorum neredeyim ben? Onlar nerededirler buna dair de bir fikrim yok
Ama yıllardır yürüyorum, biraz rahat yüzü görmedim ben
Hep böyle ilerlerken hiç olmayan bir şey oldu ve... (ve, ve, ve...)
Düştüm, oracıkta kurdum bir yol (yol, yol, yol...)
Baktım bir de, hayatım çalınmış attığım her adımda
Bıraktım kendimi, bu korkunç bir rol (rol, rol, rol...)
Yaralarımı yurt edindim, kanadım çok derinden
Yuva nedir bilmedim ben!
Track Name: Nagatallah
Kırk katırda kılçık arar ancak kafa
Kır kalemini kırbaçların, dedi bir kitap ve yok hiç duyan
Çok mu zulan? Kısır kala kılıç kana.
Naçar vurur bu kış halka.
Ama ayakkabım Men'at, aldım onu kıt kanaat.

Ayı böldüm, denizi yardım, ateşi gül bahçesine çevirdim.
Niye mi? Çünkü ben şapşalın teki, hayalperestim.
Fantastik sakalım ve dahi kafam
Anlaşılacak göreceksiniz ahir zamanı aştığım zaman

Kapitalizm abdesti bozar mı hocam?
Hayır evladım, yüzüne suyu bolca çal.
E böyle israf olmuyor mu hocam?
Hayır, Allah vermiş, kullan; demiş hem istediğin kadar.

Hala daha gördüğün her elmayla ruhun sulanıyor
Göğsünüz içindeki kalp sanki tapu ve kadastro
Mermisi mıhlayacak aklınızı kalbinize
Ayet değil, alnınızın ortasına dayalı bir kanastır o.
Track Name: Bizi Kötüden Vazgeçirme
Bizi kötüden vazgeçirme, süperken süperler
kanat çırpmaktan vazgeçer kuş üzerler giderken
ya gemiler giderse ya denizler biterse?
Çiçekler ne güzel şey ne güzel şey çiçekler

Rabbim, ayrıca o camdan yarattığın her yürek
Gün gelip kırılacak beni hemen affet
Rabbim, bir kör olarak elimde gözbebeklerim
Öldüğümde tiren yıkılır şu ipekten kelebek

Nasıl da yorumluyorum şu zenci atı geceye
Büyük sözler tamamlayıp sordum sarı çiçeğe
Bir İsa bakardı, söylemezdin anlardım
Şimdi birlikte tamamlıyoruz kanı yeleğe

Şu kiliseme indiğin bayramı kutluyorum
Zaten ben en çok da bu fotoğrafı suçluyorum
Bir dulu öpüyorum ah onu kokluyorum
Bir bal mumu nezaketiyle canımı yokluyorum

Ah Rabbim hicretlerime gereklilik var
İstersen köşke çekil ya da sever gibi yap
Alnımda düşünürdüm nerem kanıyor
Adını bilmez bir kumruyum geberdiğim an

Yine de kılıç vurulmaz bir çiçek tanıyorumdur
Ya da eşimi bu günlerde gizlice arıyorumdur
Ve büyük sözler gibi birbirimize varıyoruzdur
Fakat hiçbir yere girmiyecek yarı yolum bu

O padişah bugünlerde mermilere doysundur
Çünkü ben senli sensiz bir ölüm tanıyorum
Toynağından başucuna tanıdık bir ölüm bu
Benden çok mermi var kim ölür tanıyorum