Track Name: Bir Derdim Var
v1
Yâ muhammed yâ ali, Zülfikardan kalemim
Cemevinden yâr eli, püripaktır selâmım
Can evimden vurma beni, zülme karşı gelirim
Hüsnü yârin gül cemalden bahtiyârdır hasebim

Şairane gezerim, yoktur cihanda bana devlet
Çünki siyasetçi zorbasını dinü millet adam etmez
Yıkılsın kasru beyzalar, dünyadaki husumetler
Tüm mülk allahındır çünkü allah onla zulüm etmez

Durumlar böyledir, başlatma huzurdan sözedip
İşte böyle kapatılıyor tüm sorunların üzeri
elbet kusurlar düzelir, fakat bu zulümden düzeni
yıkmalıyız, yoksa hep birlikte bu uçurumdan düşeriz

Aldım padişahın yazdığı fermanı elinden
Yunus oldum batıp çıktım deryayı geçip ben
Kansızlara küfrettim kerbelaya acımdan
Ve bir derdim var benim bin dermana değişmem

v2
Ey erenler!
Ta ezelden var o rızkına kast edenler
Kalk yerinden.
Sözünü kuşan, aklını bilen.
Boşuna mı baş koydu Hak benim ben! diyen?
Cenk biter ve yıkılır hayatta zulmedenler.

Çoğaldı zillet, nas'a eyleme minnet.
Neyin varsa pay et, bunla olunur server elbet.
Hayber'de Şah'ıma Merdan yad mı mihnet?
Zakirin eline saz olayım dinlesin millet

İnsanı yaşat ki yaşayan tek bir devlet kalmasın
Derdim odur ki Ebuzer'in kılıcı pas tutmasın
Lakin bir candan canana deyü kan akmasın
Doğ yüreğim Kisra'nın sarayı tekrar çatlasın

Eş'are dokurum men fer ilen eza'ya uzanıp
Ervaha okurum bunu uzayan feza'ya yakınım
Ey sultanım canımın cananı duy beni
Dolandım durdum cihanı hudey hudey deyi
Track Name: Ölemiyorum düet. Furkan
v1
İşlenilmesi ve affı muhakkak bir günah taşıyor sakallarımdan, ah!
Yalnızım diyebilen şairler gördük, evli.
Fanusu tıkayan bir kum tanesiyim, yok yerim.
Dönemem yüzümü yarına
Ellerim matah bir sırra tamah etti
Hangi ismin eksik Allah'ım (avuçlarımda)?

İnsanlar aynı anda konuşuyorlar, neden?
İnsanlar aynı hazda kalabalık be hep.
Her suçlamayı kabul eden bir yürek nasıl dayanır buna?
Bakar durur yola, susup varır sona, gene de şakaklarına dayanır güneş.

Kimine kardeş kimine kalleşlik eder, etsin, olsun.
Batmışken diyorsun, tam olsun.
Fakat bir kez olsun dostum onu bile tamamlayamıyorsun,
bu son olsun!

Çünkü ağlamak ciddiyet ister
İhanete uğramak şans
Ölmek? Ölmek pek çok şey isteyebilir
ama en azından yaşamış olmak gerek.
Duydun mu?
Hadi, durma, sen de, dene.

NAKARAT
Vardık deryâya
o kızıl vicdâna
Kallavi tabutlarla
Karıştık mânâlara

v2
Gülümsese de şimdilik yalanlara suratlar
herkes katil olacak bak, bayatlıycak kurallar
allahım beni iyileştir de hayat falan uzatma
o bahsettiğin huzur var ya hayal kadar uzakta

kurduğumuz hayaller de beş dakkayı bulmaz
ne yani öldük diye enkaz mıyız burada?
Söyledim ya, ölü bi adamı oynuyorum gezegende
arada güleceğim tutsa da tek yaptığım susmak

ölüme doğru binip gidin, hastaneler pek iyi değil
o kadar kefenin içine siyah yakışmıycak dedik diğ mi?
Dünyanız delik deşik, içinde birkaç garip kişi
Bi de tutunamayan arkadaşlarımız var, tıpkı benim gibi

hayat senin olsun dostum, bol bol gül ve ağla
münasebetsiz beni hor gördüyse hatta
şimdi bu adam son dörtlükte patlar
ve ardından atlar on dördüncü kattan!

NAKARAT
Track Name: Gurbet
v1
Sana sunduğum bu şairi kabul et annem
Başka verecek neyim var benim, yanımda gurbet
Suçum ne peki? Birazcık huzur ve saadet
İstediğim bu, onun için biraz sabır ver artık

Şahit ol Allah'ım, bir daha dünyaya geldiğimde anne olacağım, bak
Sıtmalı bir kız olarak rahme konacağım
Ve sahte evlatlar doğuracağım, zahmet olacağım, ah!
Şu perdeler açılacak ve sığacak gurbet odalarına

Dönsün bir an önce Dünya
Bileklerime biraz hasret, mideme siyanürle kürtaj
Bir yanımda vuslat, onu da hallederiz icabında
Diğer yanımda gurbet var, ziyadesiyle hüsran

Kağıdımda hikâyeler var, haliyle sıhhatimde değilim anne
Aydınlandım hasretinle!
Şimdi saçlarının tonunda yanacağım, akabinde,
Belli baba, özlüyorum, şaka değil çok acayip

NAKARAT
İnsan öğreniyor bir kez daha
bir bayram akşamı anasıyla
telefonda gurbetin anlaşılmaz
aksanıyla konuşurken...

v2
Özledim anne, 9 yıl oldu kokundan ayrılalı
Öğrendim anne büyüdükçe yavrun olduğumu
Elâ günler göreceğiz, dinecek elbet yorgunluğumuz
O vakit susacağız, susacak soluğumuz

Çok mektup yuttum buruk, seviyi unuttum
Kuytulardan avuntu umup ağular yuttum
Bir adım atsam ırağa
Bulut barut olup çakan gözlerim şimdi diyor ki,
Sakin, dur gitme, hudut bu!

Kimi yıldızlar sığmaz ya karanlığa
İçime uzanır, dokunur hatıraların çoğu:
Hüsnüyusuf bahçende dertleştiğin, konuştuğun
Namaza durduğun gülücükler savurduğun

Gurbet soğuk, üvey, sorgu masası
Neden bağlıyorlar umudumu?
Nereye, nasıl gideceğimi bilemesem de
Nereden geldiğimi biliyorum
Sen duanı eksik etme anne
Ben yolumu yalnız da bulurum

NAKARAT

İKİNCİ NAKARAT
İnsan nasıl korur kendini anne?
Nasıl devam eder, nasıl kaybetmez yolunu?
Track Name: Yaşamak Benim İçimde Var
v1
Bu boktan, çekiç örse vurmaktan vazgeçtiği zaman kurtulacağım.
Baştan alalım hadi. Kaç oktav vuracak ki kalbin tav olacak buna?
Sok kafana buna layığım.
Çok sene geçti hala dağınığım.
Zannettiğin gibi konu değil müzik, hayatımı nasıl yaşayacağım.

Yaptığım her şey kendime bir uçurum bulmam içindi, kimsenin bilmediği.
Hiç ölümü tanımamış insanlar varken benim anlatmam, benim öğretmem gerekirdi, diye düşünürdüm.
Çözmezler etrafıma üşüşür, hep bir ağızdan suratıma gülüşürdü.
Ve ben o uçuruma tutamaz düşürürdüm sesimi.

Nefesin kesilir, hey!
Abes herifin tekiyim epeydir.
Küçük matematik insanı olmaktan böylesi delilik yeğdir
Üzerime istediğin gömleği giydir.
Benim gözümde mavidir hepsinin rengi.
Hadi beni durdurmayı deneyin.
Hedefime çekilirim peyderpey.

Söyle aşşağılık seni buraya kadar okay mi?
A pardon unutmuşum beynine damsız girilemiyor değil mi?
O halde şöyle deneyelim:
Cimbom mu, fener mi; sever mi, sevmez mi; bunlardan anlarsın değil mi?

NAKARAT
Gelecek günler için,
Olsa da hepsi haşin,
Bir serçe kadar ürksem,
Püskürse de ateşim yahut bir kızgın dağınki kadar;

Tadılacak son mevsim,
Gidilecek son şehir,
Yazılacak bir şiir muhakkak bulunur
çünkü yaşamak (x3) benim içimde var!

v2
Benim içimde var yaşamak.
Bunu anlamamak için pek çok şiarımı harcamış da olsam şimdiye dek,
Bir intiharla ölmeyecek kadar bahtiyarım bu gün.
Ne bizarım ne inkar.
Ne teneşir ne taht ne boynu zincir beni paklar artık.

Her adım ılgım idi attığım.
Soyadım gibi saklıydım.
Yarınım dolanırdı ayaklarıma.
Dağılıp dururdum kitaplarıma.
Elime bir kağıt bir de kalem alıp, hırsıma kanıp hayata zıt tutardım zabıt.
Dört yılım, içim dışım, yazım kışım zehir zıkkım; yazık!

Ve nemelazım bre yemişim aşkını
Koparmadığım için hiç içi boş lakırdı
Baktığım her kadın sıkılgandı sıradanlığını taştığı
Şimdi sormam lazım, onuncu köyü mesken bilen bir emsal var mı,
Hem kısa çöpü uzuna eşitleyen? Tez hemhal olalım, gel.

Gel ki bende sır, bende sitem, ben katre minnet bırakmayasın.
Çözülmeden yumruğum, bakmadan şaşkın, bir ömrü aşkın
Haklı kavgalara barışkın olsak dahi hayli yaşlı
Yapışık kalplerle aynı şarkıyı şakıyıp beraber bağıralım. Haydi!

NAKARAT

v3
Çünkü o dilime türkü,
bölükpörçük uykumun yanına ilişen düşkünü olduğum öykü,
Gelecek günler için ki minik bir kuşun ötüşü yahut bir dağın püskürüşü olacaksa da
gayet de hazırım gördüm
Ve dönüp dedim ki kendime dimdik

Mucize senin imkansıza ne dediğinle ve neyi gerçekten istediğinle ilgilidir
Ve korkma, sev, zincirini çocuk
Unut memnun olmayı, boşalsın kalabalık gördüğün şehir
İnanman yeterli muhakkak bulunur bil her zaman yazılacak bir şiir

Hatırla toprağı iyi, üzerinde çıplak ayak yürüyüp hissetmeyi
Mırıldanan rüzgarı dinlemeyi
Kendini farklı dünyalarda hayal etmeyi
Tadılacak son mevsim ona doğru gittiğini bilsin
şimdi dilediğin bahçeyi
hak etmeye başlayabilirsin deyip

Kırdım iki günümün tuttuğu lades kemiğini
ayakkaplarıma kimliğimi astar ettim
Havluyu omzuma eldivenleri çıkarıp ringe attım
Ve işte hazırım artık
Göze alıyorum her şeyi
Dünya benim evim
Hazırım göğe yükselebilirim
Çünkü bilmekteyim ki:

NAKARAT
Track Name: Gülmek Yok
v1
Merhaba. Kır kalemini ve bana bak
Evvela... derin bir nefes al
Kibrin altın ayları bu, öğle, akşam ve sabah
Aldılar aklımızı başımızdan bak bu ne fena

Pekâlâ. Aç kulağını ve sözcükleri esir al
Düşün ne yaptığını! Ardından da gene sar
Bu aptallar olmasa müzik yapamazdım mesela
Ben müzik yapmak da istemiyorum artık vesselam

Kollarım mosmor, çünkü paranın rengi değişir
Bir yavşağın gözüne çarpar bunu da indirgeyişim
Ardından hiçbir şeyini önemsemediğim dünya köle olur tanrısına
Tanrı mı? Kimin tanrısı lan!

Beyinsizlerin yücelttiği kodumun pop kültürü
Zeka olarak geçemediniz lan çoğunuz on dördünü
Bunları anlatmaktan da yorulmuyoz, gördünüz
Birkaç ümit veren şey vardı onu da çok gördünüz

Olmuyor konuşmaya ihtiyaç, emin ol
Çık dışarı, kirlen biraz, bir silah edin
Her şeyden kurtulsana intihar edip
Nasıl hissediyorsun, her şey bitti yani

v2
Katma değer kaideler öfkemi tahrik eder
Parmaklar işaret levhası öteyi tarif eden
Bir fiil Mahmud her adım halkın eli ebabil kanadı
Mamafih korkarım bu çağ bir gün Habili de katil eder

Ağızlarınıza çekili ambalaj dublajlar konuşur
Her kadraj namlu egoya hırslı sondajlar vurulur
Tarih posterler kustu (duvarlarınıza)
Talih makyajla pustu (suratlarınıza)
Sahi sanat da küstü
sürdü çünkü yeryüzünü yar yüzünü

Böyle devam edin
Âha tamah edin
Bilmeyin salat nedir
İzleyin cehaleti
Doğruyu çarmıha gerin
Tirana kebir
Rükuya matah deyin
Bilmeyin siz bilmeyin
Beyni budamak için bileyleyin
Kesmeğe değil
Cihat değildir bir kahinin kehaneti
Varolabilmektir yanında sefaletin

İnsanın dişlerinde dünyayı
İnsanın bilakis gözlerinde ziyayı
İnsanın inanın kursağında gayyayı
İnsanın ansızın sağında furyayı
sıkası, yakıp yıkası gelir
Gülmek yok değil aga gülmek yok
Gülmek var ama bu yüzden şimdi hiç mi hiç sırası değil
Track Name: Libas düet. Furkan
v1
Ağlayamadıklarımın çokluğuyla başladı bu
Önceleri yavaştı zaman sonra popüler oldu 
Ağzımda biriken tutku: suskunluk 
Vücut buldu seküler korku geldi iki soluğumun ortasında durdu 
Anlaşılması namümkün cümleler mi söylüyorum ?
Kulaklığının ucuna dayadığım görünmez namlu
Ancak açıklamaya yetecek kadar sıkar kurşun

Birileri hep güldü çünkü. 
Birileri arkasını döndü ve gitti.  
Dirileri gömdü birileri. 
Deliye döndüm. İnime girdim 
Bu yüzden tanımaz birbirini iki günüm  bir türlü.

Ne yapayım yani yaşadığımı söylediğim gibi yaşadıysam. 
Şimdi söylemekten öteye geçemiyorum ya. 
Üzgünsem, gözüm dönmüşse, ölmüşsem ya da her nasılsam 
Daha de öyle olmalıyım. Tek çıkar yol bu. 

Ben ilkeler bahçıvanı 
Ellerim yarık nasıl nasır 
Geceler canım civanım 
Lirizm kokar bahçem 
Hiç bitmez baharım

NAKARAT
Boyunlarımız dolansın
Libasım, giy beni
Cezalarımız ortak
Kısasım, bil beni
Kanatlarımı yakansın
İflasım, bul beni
Dinime sükûn çöktü
Judasım, gör beni

v2
Yaz yağmuru bu, bana verin ağustosumu
Yaz yağmuru şair, duygu kat avuç dolusu
Gece ölçüleri var bende, sen aruz tonusun
şakaklarıma işleyen.. barut kokusu

Kendimden uzaklaşma seansları be aslanım
hayattan rengi alın, geriye beyaz kalır
öyle şiirleri boynuma bağlıyorum ki yazmadım
seni kırmak istemedim, ağlıyor mu siyahların?

Yağmur olur bi an adım, kızkardeşlerim doğar
sizi de yaşıyorum arada, hiç vazgeçmedim şu an
birazcık nefes alayım, hicran hep gelir boğar
insanlara öyle gülerim ki, hiç intihar etmedim sanar

pişman olursun kafanda yer alan efkarla
düzgünken kaybedip aramak enkazda...
ve bana ben lazım, hep ama hep lazım
gözümü boyayın, elinizde ne kadar renk varsa

NAKARAT
Track Name: Masumiyet
v1
Ne bu şimdi uçuk kaçık bir anlık aşk mı
Hayır çünkü biz aşk yerine şifayı kaptık
Diyolar ki allah aşkına şu idamı kaldır
Kabzasını ipe geçirip silahımı astım

İşin yoksa odana kapan hastalıklardan sıyrıl
Yemin ediyorum başımı tavana asmamaktansa yıldım
Şehrimden defolsun o hatta ülkemden çıksın
Sorumluluklarımdan değil fazla yüklerden bıktım

Biz satırla doğranmış paramparça bıçaktık
Ve o bıçakla damara atılan bir çarpı
Zarar vermek mi bunu da nerden çıkardın
Güven vâri sıcaklık onu da almıyor hiç aklım

Teorimde haklıyım ama farklı değil mi pratikte
Sıra bizde, sıra bizde sevgilim sıra bizde
On yıl hapiste yedisi zaten protez beyin
Asosyal bir hastalıkla kafasına sıkar işte

NAKARAT
Gündüssüzüm, bir gece kal hatta bak akşamıma
Böyle olmaz, gitmeli tabancam şakaklarıma
Arayanım soranım yok, bunu yadırgamıyorum da
Yaşananlar çok koyuyor bardaktan taşarcasına

v2
Hey!
Şş, sakin
Biraz daha müziği göze alabiliriz bu akşam, bak
Çünkü bu hakkımda fikir sahibi olabilmen için
Sana sunacağım tek fırsat, iyi kullan

Yoksa bulamazsın beni bir daha sonra
Kerhen terkim, hapset beni
Bu şehre son bir kıyak yap, bir amaç ver derhal bana
Yahut bir silah ve tek bir mermi
Aşk, geleceğini söyledi de beklemedik mi?

Kimisi der sürün, kimisi der soyun
Hiç ummadığın anda yersin suratına tersoyu
Hayat ulan bu, okşar kimisi, kimisi çeker vurur
O halde benim de çekesim var Güneş'i bir mızrak boyu!
Track Name: Tüfek
v1
Katil ol, nasılsa yaradan affediyor
Hep o insanlar bana zarar veriyor
Kaybettikçe kitaplara yönelmem gerek
Çünkü beni anlamak bana özenmek demek

Hükümdarın yazdığı o kitapta değilim
Çünkü hayal dünyasında oluyor o sizin dediğiniz
Anlayın sorgulamanın zarar getirmediğini
Domuz eti insan etinden iyidir

O mu zindanı zapt eder yoksa zindan mı onu?
Mollalara kafa tutmaya zina diyoruz
Günahları toplarız, adı da İstanbul olur
Şeytanla işimin olduğunu hiç sanmıyorum

Boynuna bir sarılış: yağlı urgan
Şakağından bir öpücük: Alfa Combat
Merminin serinliği sanki ölmek
Damarındaki kimya dışarı akmıyorsa

Bu benim ölüm listem, hadi görün siz de
Bakanla değil katille yönetilir bütün sistem
İsterseniz o katiller bakanlara dönüşsün be
Atladığın bir şey var, o adamlar ölümsüzler

Hayır adamım, ben sandığından deliyim
Tapındığınız o tüm putları yaktığımdan beri
Başlattığım bu devrim aslından senin
Onun, değil yani yalnızca benim

Katil ol, bak (x3)

İnkar değil yemin ederim git sabret hadi
Yani intihar et, fişini çek, hiç fark etmedin
Senden çalınanları, kalk ayağı, kıyam et hemen
Hadi, git al kaderini. Yık putlarını

v2
Çığlığa benzer sesler boğaza yapışır
Söyle hangi küfür bu ağza yakışır
İnsan nankör olmaya kuvözde alışır
Yatır küvette başını, fişeği tüfekte tutuştur

Çıkınca pestil bağırmak ikinci resmim
Tüm karanlıkları ışık hızıyla tespit
Organlar... dışarıda kırılgan hepsi
Bırak yakından geçsin hayat hızımdan kessin

Kolum bacağım kopsun da kırılmaz nefsim
Kalan kalbimi de kırık cam kessin
Okudukların dünyanın neden tam tersi
Bari istediğim şeyler içimden geçsin

İzin ver teslim edeyim canımı sana tanrım
Bilmediğim bir dünyadayım yıkılır evim barkım
Yakılır adım nâmım, hiçbir şeyin önemi kalmaz
Tanrı belirir karşımda, sanırım hazırım artık
Track Name: Aklındakiler Dökülür Yere düet. Furkan
v1
Yıldızlı gök, kibrin üzüm hali
"İçimizdeki Şeytan" demişti Sabahattin Ali,
duymamıştın tabii sen
Durum vahim 
Buyrun size son kitaptan bir terim: mütrefin
O sensin!
Ey
Yara bantlarını,
Bıçağın sokulması,
Merminin isabet bulmasını,
Yani kanamasını, yani okşanmasını 
İstediğin saten yerlerine hedef noktası 
Hasebiyle yapıştıran 
Sen, ey her duyduğu iğrençliğe  kahkahalar patlatan
Bil kalbiniz sızlatılarak alınacak bir öcümüz var. 
Dökülünceye dek tüm cerahatiniz aklınızdan.

Hep oradaydın. 
Duymadın yerin ve göğün ağıdını
Sokrates boğulurken, kıpırdamadı kılın
Taşlanırken Muhammed, yine oradaydın gülüyordun bu kez   
Dünya aynı kara dünya ve  hâlâ aynısın sen

İyisin değil mi? Seni rezil herif!
Dünyayı daha güzel bir dünya edecek mavzerler tanırım zarif 
Ağzımızdan ve zararsız çünkü sevgimizle kör vicdanına çekilir tetik
Dolmadan vakit 

NAKARAT
Ne kadar kötücül o aklındakiler?
Oradan elbet kalbine iner
Ayakların onlara takılıp düşer
Aklındakiler dökülür yere

v2
Huzur içinde yaşamak varken aşkı ön plana atmak, kafaya takmak
Plana dahi katmamak gerekir, bi adam hatta
Nasıl varolan sistemi reddetmekten korkuyorsa
Onun gibi keriz birisin sakın şimdi sigara yakma

Kurgularken saçmalıklar baştan çıkıp aklında
Arzularına ezil abaza akşamları yastığında
Onu hayal et, nasıl biri o babasının aklında
Utanıyorum aslında aşk parçası yaptığımda

Herkes eline molotof alsın, bu dünya monoton artık
Çünkü ne zaman rüşvet verdiysek allahı o zaman andık
Erkekler kokoya batsın, kadınlarda kokoş o kancık
Dünyanın sonuna vardık, tamam yeter bu kadar artık!

Hayır adamım, yetmez, bunu sen seçtin
Toplumun günahı değil bu, o toplum hep sendin
Fakat suçu başkalarına attın, huzur her neyse
Onu hak etmiyorsun kabil insan, buyur kardeşim...

NAKARAT
Track Name: Ân
Direndiğim gün elimi yüzüme götürmüştüm
Yağmur yağıyordu. Perde 1 – yağmur yağar
O şarkı çalıyordu – Fletta ofan af mrrr
Basit zaaflar hiç çekinmeden büyük felaketlere yol açabilir

Tanrı da böyle işler - Top sakallı yaşlı bir edebiyatçı da.
Bir gün aynı şarkı çalar - Ve her şey boktanlaşır
Hey hafifmeşrep yağmurlar! Islanıyor saçlarım
Bu yağmurların piyanolarla bir ilgisi olmalı

Bu yağmurların tanrıyla bir ilgisi var
Bu kısır döngü, ah, ümitsiz termodinamik!
Çünkü onun toplumları karıştıran bir yüzü var
Ve beni bir türlü çekemeyecek şiirsevmez herkesliği

Artık saçlarım dökülmesin, otobüsleri karıştırmayayım
Yoksa hasta olacağım, yağmurlar - Hasta olacağım tanrım.
Hasta öleceğim, sonum bu, Bu yağmurla sevişirken korunmalı mı?
Fakat bu denize şemsiyeyle girmek gibi olurdu

Kahrolası halüsinatif yağmurlar! - Perde 2 – Oldum olası ben.
Çünkü tüm hastalıklar kapitalisttir, ilaçlar kadar kapitalist
Çektiğimiz tüm acılar işte bundan
Artık şüphe duymayayım yalnızlığımdan

Şu gökyüzünün ardında çok daha yüce bir şey var
Şu güneş denen çemberin ve ay denen kağıdın
İşte! yıldızların ardında utangaç bir Tanrı var
Bizimle tartışacak kadar rahat ve lüks değil hayatı

Ki hududumuz çizilmediyse onunki gibi
Ya da güzel bir kadının vücudu gibi
Siyasî sınırlarımız da kabul görmez devletçe
Çünkü kahrolası güzellik özgürlüğün kendisinde

Artık delinmesin kum saatim, dakik çalsın alarmım!
Yağmurlar, ne kadar da safsınız...
O kadar safsınız ki, sizi yalayabilirim
Mürekkebiniz bana dermanlar çizsin
Çünkü en güzel derdimdir ıslanışım
Finita la comedia! Elimi yüzümden almışım.

Hayat çok kısa!
Gidip biraz daha uyumalıyım.
Track Name: Mektup Var
v1
Ve o gün geldiğinde yarim
İnancın ve duygun ters yüz olduğunda  yani
Her şeyin mahvolduğunu düşündüğün 
Ve hatta en kötüsü Allah kahretsin, dediğin anda 

Cevabı çoktan verilmiş sorular sıralandığında 
ve çoktan alınmış kararlar sürüklediğinde seni 
Duymak isteyeceksin belki dur diyecek bir sesi
Ruhunu dinle, orada bulacaksındır aradığını

Çünkü yıllar yılı sığındığım tek yer orası 
Şu an inanılası zor şekilde çok derindeyim 
Dudaklarım ne yapsam bükük, bu şarkıyı söylemekteyim 
Anlamanı da beklemekteyim, sade sevmeni değil.

Görüyorum saçların nasıl darmadağın 
Görüyorum gözlerinde karanlık bir mağara
Görüyorum yüzün bir tüyün salınarak yere düşüşü
Mavi hiç bu kadar çocuk bu denli soluk olmamıştı

Sevinçten de ağlayacaksın yarim, inan
ki o vakit demirden çelik çelikten de gemiler yapılacak 
Dünü unut demiyorum ama bil bunun yarını da var 
Sanıyor musun ki yağmur ancak denize yağar

Tamam, kabul, bunları söylemek hakkını nereden buldum 
Doğru. Fakat bilemez mi insan doğalı çok oldu bu günün güneşi 
Her an'ın bir öncesi varken anlamamak bunu ne mümkün 
Zaman günü sürekli eder sürgün 

NAKARAT
Hatırla bunun için ertelemiştik uçurumları 
Bırakma sen tökezlersen yıkılır dünya
Sabırla bekleyip öperek söndür mumları
Şafaktır karanlığın en koyu anının ardı

Ne zaman kaybolursa umudun
Açıp bu mektubu oku

v2
Ben ki çocukluğu ortadan bükülmüş 
Hafızası kitaplar ve gençlik aptallıklarıyla çürümüş 
Anlamlar ve yeni güneşler aramakla mükellef bilirim kedimi
Binbir düş arasında sürdürdüğüm döğüşe rağmen 

Bazen kaçarım her şeyden Oblomovlaşırım bazen 
Gene de unutmamaktayım ki söz vermiştik o halde 
Kurumayacağız kalmayıncaya dek tatmadığımız hazan 
Ve sen tarihin gördüğü en haklı direnç, en içten lütfen

Belki aç kalkacağımız sabahlar 
Belki kaç kereler yağmalanmış baharlar
Belki sanatı ayaklar altında hem de hiç olmadığı kadar
Belki devleti hala ayakta hala zulmeder göreceğiz 

Yine de biz yaşamı bir 
yeni doğmuş çocuğun ağlayışındaki haklılıkla seveceğiz. 
Bağrımıza basacağız koklayıp ah öpeceğiz onu. 
Bizim direncimiz: sevgili derdimiz bu. 

Dünyamız farklı aynı olsa da kul
Kusur bizim diyelim e mi? Onlara bırakalım huzuru 
Saçların tek başına yeteri kadar sulh
Parmakların hükmetsin sultama gülüşün milisler doğursun

Nazım'ı düşün, İsa'yı, Yusuf'u, Muhammed'i 
Bütün o büyük insanları düşün düşün dertleri ne idi ?
Şu yazdıklarıma ihanet edecek olan benimdir belki
O zaman ne olur bırakıp gitme beni, tut kendime getir olur mu? 

NAKARAT

"Bu satırları, bu mısraları, bu kehaneti haklı çıkartma. 
Bir çiçek solduğu yerden boy vermez tekrar. 
Belki henüz görmedik o günleri. Belki henüz karşılaşmadık bile. Ama bir gün tanışacak ve  göreceğiz  ve tüm bunlar şu günden sana yazılmış olacak. O gün geldiğinde yarim, diyeceğim sana, yarim sana bir mektup var!"
Track Name: Öz-günüm
v1
Kalk, perdeyi aç pencereden sark
Güneşle yıka yüzünü, bir sigara yak
Kaldırıp başını bak mavinin çalımına
Bir mısra seçip oku tam şu ana uygun
İçinde terk edilmiş şehirler ve gurbet olsun

Bizim harcımız değilse de yalnızlığa dil uzatmak
Bazı sabahlara uyanmak görüyorsun ya zor azizim
Hele de yoksa sıcak ekmek kokusu evi dolduran
Vermiyor işte kalbe Kıbrıs'ta hayat huzur falan

Gir mutfağa kahveni koy sade, yudumla
Hazırlan, çık kapıdan
Düşünme bugünü yarınının tut kolundan
Eğ başını yürü şimdi
Dediği gibi İsmet Özel'in
Bizim 'çün dokunaklı bir şarkı değil ki yaşamak

İşte durak, birazdan Lemar servisi
Yaldızlı diplomalar, samimiyetsiz telaş
Bir saat sohbet edecek kimse yoksa
En arkaya oturup ki boşsa eğer kitap okumaya başla yavaş yavaş

Okulu geçelim, orası tam bir felaket
Arkadaşlar da olmasa insana işletir cinayet
Dersler biter nihayet, kurtuluruz
Dönebiliriz artık inimize, ah, ne memnunuz!

Gece güneşi çağırır, bir beni-ademi düşler
Oturup masa başına hadi bakalım geçir saatler
Biraz Adam Hurst biraz Rimbaud ile lirikler
Ve yatma vakti
Sabah kalkıp bu şarkıyı yeniden yaşayacaksın

(Çünkü... ee... tarih tekerrürden. Felek de bu yüzden çember ya zaten.)

v2
Sabah uyandım, çünkü kural varsa uyarsın
Içim dışıma çıktı, belki şu anlık
Bu yaşta saçım sakala karışmış, bi temizlik çabası
Kahvaltıları sevmem çünkü kahve onun verilmiş sadakası

Yüksekte evim, çünkü sabah küfretmek iyi
Arada düşünüyorum var mıdır hayatın zulmetmediği
Birazcık gülümsesem şaşırıyorum cennette miyim diye
Var mıdır bu zulme katlanan kuvvetli biri

Ah, neler geldi başıma, günlerdir uyuyorum
Arada otobüsü kaçırıyorum, ürperti duyuyorum
Duyan da sanacak ki sanki gülpembe yaşıyorum
Bu dünya zenginlerin dünyası, biliyorum

Sadece yürümem için mi biçimlenmiş herbir yol?
Peki dinlenen insanların niçin kendi derdi yok?
Onlara birer birer izin vermiş sanki o
Tembel miyim Allah'ım yoksa içimden mi gelmiyor?

Kimim ben ve nerede o aradığım tatlı huzur?
Bütün yetilerimi çekip aldı benden sanki okul
Sabah alarmla kalkacaksam akşam huzurlu yatmıyorum
Kafamda hikâyeler dolanır, fakat artık yazmıyorum

Daha samimi geliyor bana kampüsteki köpekler,
Yollardaki insanlardan, kahretsin, peki neden ben böyleyim?
Inan bana bilmiyorum,
Saat üç, hadi yat artık, yarın beni bekler...

(Neden mi ters yöne yürüyorum? Çünkü hayat o yönde akmıyor.)
Track Name: mıkNatıS
v1
Beni ay korkutur çünkü yıldız kalmamış
Taşralardan şehirlere yol olduğu için
Sıtmalı bir kızdır, elbet bunu onaylar
Anneler çocuklarını çingenelere verir

Eşya yalnızdır sen de öylesin Yunus
Yaşamak için uygun tarihi de belirtmiştik oysa
Bir sinemakarası senin gözlerin avuçlarıma
Kuşkulu ve dalgınım elverişli bu aralar

Her insan bir yuva yapar ve bir yuva yıkar
Hayat maddiyat ve ciddiyet değildir dostlarım
Mıknatıslar yüze de bölünseler mıknatıstırlar
Bana talihimden farklı grevler yaşat

Mukadderat - Sevdiğim bir hanımevladıdır.
Silahlar bizden daha ayrıntılı dostlarım
Örülü saçlar bizden daha ay...

Pencerelerim beşinci duvar lambalarımın karası
Rabbim bağışla beni cehennemin en dibine
Neden öyle ağlıyorsun tohmekecek gibi
Mıknatıslar kurnazdır kuşkulu ve hemzemin

Şimdi sen çokgörülmüş bir kızsın
Bir zavallı şair diretmeli bu konuda
Arılar kuş olarak yazılmalıdır artık
Ben öldüğümde vagonlar sahip çıkacak bana

Çünkü kazıyamayacaklar beni şu çağın teknolojisiyle
Raylarla birleşen otların asfaltından
Cehennem, köpek maması, do notası, Makine!

v2
Merhaba şehrin insanı, kadim kehkeşanı ile gece 
Kaç zamandır üzerime inanılmaz tahakkümler uygulamakta 
Senin gülmeye kaypak ve hep ağlamaya korkak yanın 
Çünkü devasa fabrika bacaların ve mümkünatı yok asla basıp gidemez cılız bacakalarınla tıkalı kulakların var

Ah nice zamandır yüzüme ağır hasar çarpan hiç ifade görmedim 
Geri sar filmimi 
Dünya ıslakken daha güzeldir dostlarım
Bu yüzden bana yeni baş ağrılarıyla saldırın

Bilirim anlatamam
Beni bırakmazsan dilencilerin avuçlarına
Mıknatıslar yüze de bölünseler duygusuzdurlar, 
Ağlıyorsan eğer 
ay çekilir inine, durulur sular 
Çek beni kendine 
Karaşın, yüzük, pankart!
Track Name: Bitti
Cristi o gece mezarlıktaydı. Üzerinde sevgilisinin isminin yazdığı mezartaşına bakıyordu. Hemen mezarın yanındaki ağaca kendini asabilir, mezarın üzerinde boynundan çakılmış bir kadavra gibi kendini sallandırabilirdi. Ya da gidip tabancasıyla tekrar gelebilirdi. Belki de sevgilisinin seçtiği en iyi yoldu. Cebinden çıkarttığı bir torba esrarı mezarın üzerine koydu Cristi. Sonra cep telefonunun ışığını sabitleyerek cebindeki kağıtları çıkarttı. Kağıdı mezara sererek üzerine esrardan biraz döktü. Eliyle hizaladıktan sonra kağıdı özenle sardı.
— Çok kabaydı bu yaptığın diyordu, ben sana mecbur değilim bir kere, tamam mı? Sardığı esrarı dudaklarının arasına aldıktan sonra ateşledi.
— Ben, senden yapılmadım. Bunu yapmak zorunda değildim. Aynı şekilde sen de değildin.
İçine çektikten sonra kibarca üfledi dumanı. Gözlerinden birkaç damla yaş geldi. Başparmağıyla onları silmeye çalıştı.
— Ama şunu bil ki dedi öksürmeden önce, senden daha kibar dünyalar var! ve benim amacım, biraz olsun kendi dünyamı rotasına sokabilmekti.
Göğe bakıyordu şimdi. Gök aynı göktü, dumanını üfledi her yere.
— İntihar etmeyeceğim dedi gülümseyerek, ama eğer etseydim intihar mektubumda DAHA AZ İNSAN! yazardı. Bu, fena bir fikir değil, hastalıklı belki. Sana o kadar söylemiştim, benim fikirlerime arka çıkma, beni tehlikeli şeylere meylettirme diye.
Cristi iyice kendinden geçmişti birkaç dakika içerisinde. Gülüyor ve ağlıyor, toprakla oynuyordu. En sonunda mezarın üzerine yüz üstü bıraktı kendini. Seviştiğimiz gün intihar etmeliydim dedi boğuk sesiyle. neden biliyor musun? çünkü bende kötü şeyler değil, güzel şeyler intihar hissi uyandırıyor. Son kez elindekinden çekti, dumanını üfledi. Telefonuna uzanarak oradan bir şarkı açtı. Sonra mezara sarılarak uykuya daldı.